Pazarlamacıları anlamak:)

Inc. Dergisi’nde yaptığım röportajdan bir bölüm…
Her ölçekteki şirket, her tanınmışlık seviyesindeki marka için zorlu bir dönem söz konusu. Çünkü zorunlu bir tasarruf bilinci öne çıkıyor. Eskiden satın alma kararlarında daha rahat hareket edebilen tüketiciler, artık ince eleyip sık dokumak zorunda. Ama bir de çeşitli sebeplerle müdavimi olunan markalar var ki… “Altın müşteri” olarak nitelendirilen tüketici grubuna sahip olan bu markalar, dikkatli bir strateji ile kriz dalgasında suyun üstünde kalabiliyor. Ama bir şirket için altın müşteriyi belirlemek, onu korumak ve yeni altın müşterilerle bu portföyü zenginleştirmek kolay değil.
Pazarlamadunyasi.com Genel Koordinatörü Mustafa Duran, altın müşterinin markaya sadakatinin önemli olduğunu belirtiyor ama ekliyor: “Sadakat tek başına bir fonksiyon değil. Bu müşterinin “altın” sıfatını alması, markaya kattığı değerle ilgili.”
Sponsorluk nedir?
Günümüzde hedef kitleler bilgiye çok hızlı ve kolay bir şekilde erişiyor. Şirketler, kendilerine vaat edilenleri ve verilen sözleri gözü kapalı kabul eden bir kitle yerine araştıran ve sorgulayan bir kitle ile karşı karşıya. Bu durum tüm sektörlerdeki rekabeti daha da aktif ve hareketli kılmaya başladı. Şirketlerin değişen rekabet koşullarında rakipler arasında ön plana çıkarak, marka farkındalığı veya marka bilinirliğini artırmaları ve hedef kitleyle duygusal bir bağ oluşturmaları için en doğru bütçeyle en etkin ve doğru pazarlama aracını seçmeleri kaçınılmaz olmuştur.
Tüketiciler bir ürün ya da bir hizmetten daha çok satın aldıkları marka ile ait oldukları veya ait olmak istedikleri hayat tarzını, markanın anlattığı hikayeleri, markanın yaşattığı veya yaşatmayı vaad ettiği deneyimleri ve yaşamak istedikleri duyguları satın alıyorlar. Sponsorluk, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda bu amaçları gerçekleştirecek klasik pazarlama araçları arasından fark yaratarak ön plana çıkmaya başladı. Sponsorluk; bir etkinliğe destek vererek kurumu, ürünü ve hizmeti tanıtarak hedeflenen kitlenin bilinç altında marka imajını oluşturmak veya güçlendirmek, indirekt olarak satın alma tercihlerini etkilemektir.
Dünyanın en çok tanınan pazarlama danışmanları Ries ve Trout; tüketicilerin zihnine, oradan da kalbine giden yolun haritasını net, anlaşılır ve kolay bir şekilde “Pazarlamanın 22 Kuralı” isimli kitapla bizlere sunuyorlar.
“Pazarlama konusunda yazılmış en iyi kitaplardan biri.” olarak tanımlanan kitapta, Ries ve Trout‘un 25 yıllık deneyimlerinden ortaya çıkan pazarlama ilkeleri ve geliştirdikleri stratejik modeller örnekler ile ayrıntılı bir şekilde işleniyor.
“Pazarlamanın 22 Kuralı”nda yazarların “Konumlandırma“ kavramı altında ifade ettikleri “insan zihninin fiziksel modeli” ile beraber, şirket ve markaları, pazarlama mücadelesinin savunma, hücum, kanat ve gerilla oyuncuları olarak ele aldıkları “askeri model” de okuyuculara sunuluyor.
Pazarlamada neyin işe yarayıp yaramadığını, kuralları ile anlamak isteyenlere işte “Pazarlamanın 22 Kuralı”;
1. Liderlik Kuralı
2. Kategori Kuralı
3. Zihin Kuralı
4. Algı Kuralı
5. Odak Kuralı
6. Teklik Kuralı
7. Merdiven Kuralı
8. İkilik Kuralı
9. Zıtlık Kuralı
10. Bölünme Kuralı
11. Perspektif Kuralı
12. Genişlemeler Kuralı
13. Fedakarlık Kuralı
14. Nitelik Kuralı
15. samimiyet Kuralı
16. Tekillik Kuralı
17. Bilinmezlik Kuralı
18. Başarı Kuralı
19. Başarısızlık Kuralı
20. Reklam Kuralı
21. İvme Kuralı
22. Kaynaklar Kuralı
Kitaptan İnciler…
Kimler Okumalı?..
“Pazarlamanın 22 Kuralı” isimli kitabı öncelikle “Pazarlamanın kuralı olur mu? diyenlerin okumasında yarar var. Bu kitap onların başta hataya düşmemelerini engelleyerek; pazarlama stratejilerini temel kurallar ile uyumlu bir şekilde uygulamalarını sağlayacak.
Bu Kitapla Berber Ne Okuyalım?…
Kaynak : Pazarlamadunyasi.com