Mustafa Duran

Pazarlama üzerine sayıklamalar…

“Altın Müşteriyi” Bulan ve Elinde Tutan Kazanır

incInc. Dergisi’nde yaptığım röportajdan bir bölüm…

Her ölçekteki şirket, her tanınmışlık seviyesindeki marka için zorlu bir dönem söz konusu. Çünkü zorunlu bir tasarruf bilinci öne çıkıyor. Eskiden satın alma kararlarında daha rahat hareket edebilen tüketiciler, artık ince eleyip sık dokumak zorunda. Ama bir de çeşitli sebeplerle müdavimi olunan markalar var ki… “Altın müşteri” olarak nitelendirilen tüketici grubuna sahip olan bu markalar, dikkatli bir strateji ile kriz dalgasında suyun üstünde kalabiliyor. Ama bir şirket için altın müşteriyi belirlemek, onu korumak ve yeni altın müşterilerle bu portföyü zenginleştirmek kolay değil.

Pazarlamadunyasi.com Genel Koordinatörü Mustafa Duran, altın müşterinin markaya sadakatinin önemli olduğunu belirtiyor ama ekliyor: “Sadakat tek başına bir fonksiyon değil. Bu müşterinin “altın” sıfatını alması, markaya kattığı değerle ilgili.”

March 21st, 2009 Posted by Mustafa Duran | , , , , | Müşteri İlişkileri, Pazarlama | no comments

Mantık

“Mantıklı karar vermekteki sorun, herkesin aynı şeyi yapabiliyor olmasıdır.” (Paul Arden)

March 21st, 2009 Posted by Mustafa Duran | | Söz'ce | no comments

Sponsorluk

Sponsorluk nedir?

Günümüzde hedef kitleler bilgiye çok hızlı ve kolay bir şekilde erişiyor. Şirketler, kendilerine vaat edilenleri ve verilen sözleri gözü kapalı kabul eden bir kitle yerine araştıran ve sorgulayan bir kitle ile karşı karşıya. Bu durum tüm sektörlerdeki rekabeti daha da aktif ve hareketli kılmaya başladı. Şirketlerin değişen rekabet koşullarında rakipler arasında ön plana çıkarak, marka farkındalığı veya marka bilinirliğini artırmaları ve hedef kitleyle duygusal bir bağ oluşturmaları için en doğru bütçeyle en etkin ve doğru pazarlama aracını seçmeleri kaçınılmaz olmuştur.
Tüketiciler bir ürün ya da bir hizmetten daha çok satın aldıkları marka ile ait oldukları veya ait olmak istedikleri hayat tarzını, markanın anlattığı hikayeleri, markanın yaşattığı veya yaşatmayı vaad ettiği deneyimleri ve yaşamak istedikleri duyguları satın alıyorlar. Sponsorluk, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda bu amaçları gerçekleştirecek klasik pazarlama araçları arasından fark yaratarak ön plana çıkmaya başladı. Sponsorluk; bir etkinliğe destek vererek kurumu, ürünü ve hizmeti tanıtarak hedeflenen kitlenin bilinç altında marka imajını oluşturmak veya güçlendirmek, indirekt olarak satın alma tercihlerini etkilemektir. 

March 21st, 2009 Posted by Mustafa Duran | , , , , | Kavramlarla Pazarlama, Pazarlama İletişimi | no comments

Pazarlamanın 22 Kuralı

pazarlamanin_22_kuraliDünyanın en çok tanınan pazarlama danışmanları Ries ve Trout; tüketicilerin zihnine, oradan da kalbine giden yolun haritasını net, anlaşılır ve kolay bir şekilde “Pazarlamanın 22 Kuralı” isimli kitapla bizlere sunuyorlar.
“Pazarlama konusunda yazılmış en iyi kitaplardan biri.” olarak tanımlanan kitapta, Ries ve Trout‘un 25 yıllık deneyimlerinden ortaya çıkan pazarlama ilkeleri ve geliştirdikleri stratejik modeller örnekler ile ayrıntılı bir şekilde işleniyor.
“Pazarlamanın 22 Kuralı”nda yazarların Konumlandırma kavramı altında ifade ettikleri “insan zihninin fiziksel modeli” ile beraber, şirket ve markaları, pazarlama mücadelesinin savunma, hücum, kanat ve gerilla oyuncuları olarak ele aldıkları “askeri model” de okuyuculara sunuluyor.

Pazarlamada neyin işe yarayıp yaramadığını, kuralları ile anlamak isteyenlere işte “Pazarlamanın 22 Kuralı”;

1.      Liderlik Kuralı

2.      Kategori Kuralı

3.      Zihin Kuralı

4.      Algı Kuralı

5.      Odak Kuralı

6.      Teklik Kuralı

7.      Merdiven Kuralı

8.      İkilik Kuralı

9.      Zıtlık Kuralı

10.  Bölünme Kuralı

11.  Perspektif Kuralı

12.  Genişlemeler Kuralı

13.  Fedakarlık Kuralı

14.  Nitelik Kuralı

15.  samimiyet Kuralı

16.  Tekillik Kuralı

17.  Bilinmezlik Kuralı

18.  Başarı Kuralı

19.  Başarısızlık Kuralı

20.  Reklam Kuralı

21.  İvme Kuralı

22.  Kaynaklar Kuralı

Kitaptan İnciler…

  • İlk olmak, üstün olmaktan iyidir.
  • Eğer kategoride ilk sırayı kapamadıysanız, ilk olabileceğiniz yeni birkategori yaratın.
  • Zihinlere ilk girmek, piyasalarda ilk olmaktan daha iyidir.
  • Pazarlama ürünlerin değil, zihinlerin savaşıdır.
  • Pazarlamada en güçlü kavram, müşterilerin zihninde yer etmiş bir kelimedir.
  • Tüketicilerin zihnindeki bir kelimeyi birden fazla şirket sahiplenemez.
  • Stratejini, merdivendeki hangi basamaktaysan ona göre belirlemelisin.
  • Uzun vadede her pazarda iki marka öne çıkar.
  • İkinciliğin peşindeysen, stratejini lidere göre belirlemelisin.
  • Kategoriler zaman içersinde bölünerek çoğalır.
  • Pazarlama faaliyetlerinin etkileri, zamanla ortaya çıkar.
  • Marka özvarlığını artırmanın cazibesi, pazarlamacıyı ürün grubunu genişletmeye zorlar.
  • Bir alanda başarıyı yakalamak için bazı şeylerden vazgeçmeniz gerekebilir.
  • Her niteliğin karşıt bir niteliği vardır.
  • Olumsuz bir yönünüzü kabullenmeniz, tüketici tarafından olumlu karşılanacaktır.
  • Her durum için, başarıyı getirecek tek bir hamle söz konusudur.
  • Rakiplerinizin stratejisini siz belirlemediğinize göre, geleceği tahmin etmeniz imkansızdır.
  • Başarı kibire, kibir de başarısızlığa yol açar.
  • Başarısızlık da olasıdır ve yeri geldiğinde başarısızlığı kabullenmek lazımdır.
  • Çoğu zaman, basına yansıyanların aksi doğrudur.
  • Geçici heveslerin değil trendlerin üzerine inşa edilen programlar başarılı olur.
  • Kaynaklar yeterli değilse fikir de iyi bir çıkış yakalayamaz.

Kimler Okumalı?..

“Pazarlamanın 22 Kuralı” isimli kitabı öncelikle “Pazarlamanın kuralı olur mu? diyenlerin okumasında yarar var. Bu kitap onların başta hataya düşmemelerini engelleyerek; pazarlama stratejilerini temel kurallar ile uyumlu bir şekilde uygulamalarını sağlayacak.

Bu Kitapla Berber Ne Okuyalım?…

Kaynak : Pazarlamadunyasi.com

March 21st, 2009 Posted by Mustafa Duran | , , , , , , | Kitaplar, Pazarlama | no comments

Pazarlama Açısından Sosyal Sınıf Kavramı

Müşteriler değerli,
mallarsa yalnızca ottur.
Çin Atasözü

Hedef kitlenin tutum ve davranışlarının belirlenmesinde sosyal sınıfın etkisi büyüktür. Pazarlama açısından sosyal sınıflar, tüketim davranışı ve tutumları için danışma grubu işlevini yerine getirmektedir.
Sosyal sınıf; ”Aynı toplumsal saygınlığa sahip, birbiriyiler sıkı ilişkileri olan ve davranışsal beklentileri benzer olan kişilerin oluşturduğu bir sosyal yapıdır” şeklinde tanımlanmaktadır.
Sosyal sınıf, sosyal hiyerarşi içinde kişilerin derecelendirilmesi işlemi olup hiyerarşik bir özelliğe sahiptir. Bu özellikten dolayı da, aynı sınıftaki üyeler hemen hemen aynı statüye sahip olurken, diğer sınıfın üyeleri ya daha fazla yada daha az statüye sahip olmaktadır.
Sosyal sınıf, hedef kitle tutum ve davranışlarını etkileyen grupsal faktörler içersinde belki de en fazla üzerinde durulması gerekendir. Toplumsal yapının bazı sosyal grup ve tabakalarla da örüldüğü dikkate alınırsa, sosyal sınıfın bu grup ve tabakalardan nispeten bazı özellikler itibariyle benzer olanlardan oluştuğu söylenebilir.

SOSYAL SINIF BELİRLEME YÖNTEMLERİ

Hedef kitleyi oluşturan bireylerin hangi sosyal sınıfa dahil olduklarının belirlenmesi gerekir. Bireylerin ait oldukları sosyal sınıfın belirlenmesinde 3 yöntem kullanılmaktadır.
1. Subjektif (Öznel) Ölçüm Yöntemi: Bu yöntemde kişinin toplum içinde kendi yerini nasıl değerlendirildiği nasıl algıladığı dikkate alınmaktadır.
2. Tanınmışlığa Göre Ölçüm Yöntemi: Bu yöntemde ise kişinin toplum içindeki tanınmışlık, ün, şöhret ve itibar dereceleri dikkate alınarak bir sınıflandırmaya gidilir. Kişinin kendini nasıl algıladığı değil, diğer kişilerin onu nasıl algıladığı dikkate alınmaktadır.
3. Objektif (Nesnel) Ölçüm Yöntemi: Objektif ölçüm yönteminde bir ya da birden fazla değişkenler dikkate alınarak sınıflandırma yapılmaktadır.
”Statü Özellikleri İndeksi”ne göre genel olarak dikkate alınan değişkenler aşağıda belirtilmiştir. [2]

  • Meslek
  • Eğitim
  • Gelir seviyesi
  • Gelirin kaynağı
  • Yaşanılan evin tipi
  • Yaşanılan çevrenin yapısı (yaşanılan semt)
  • Sahip olunun mal, mülk (ev, yazlık, otomobil, elektronik eşya)

Görüldüğü gibi bu yönteme göre kişinin sadece iyi bir geliri olması onun üst sınıfta yer almasına imkan vermemektedir. İyi bir gelir yanında iyi bir eğitim, yaşanılan evin yeri ve servette önem kazanmaktadır.
Objektif yöntem diğer iki yönteme göre daha pratik ve daha tutarlı bir yöntem olarak en çok tercih edilen yöntemdir. Pazarlama araştırmalarında da bu yönteme kullanılmaktadır.

SOSYAL SINIF KATEGORİLERİ

Genel olarak sosyal sınıflar 6 kategoriye ayrılmaktadır. Bu kategoriler üstten alta şu şekilde sıralanmaktadır. [3]
1. En üst (A Sosyo-Ekonomik Statü): Sosyal elit tabaka, soylu aileler, serveti en az 2-3 nesilden gelenler, büyük sanayiciler, üst düzey yöneticiler ve ünlü serbest meslek sahiplerinden (doktor, avukat) oluşan bu grubun genel özellikleri şunlardır;

  • Az sayıdaki köklü ailelerde söz konusudur.
  • Sosyal kulüplere (Lions, Rotary) üyedirler.
  • Varlığa, refaha alışıklardır, ancak gösteriş için harcama yapmazlar.
  • Marka bağımlılıkları vardır. Kendi markaların ya da kendileri vurgulayacak markaları tercih ederler.
  • Çeşitli sosyal etkinliklerin sponsorluğunu gerçekleştirirler.
  • Genelde kredi kartı kullanırlar.
  • Çocuklarına genelde bakıcısı vardır ve yabancı dil öğrenmesi için yabancı bakıcı tutarlar. Yurt dışında öğrenimi tercih ederler.

2. Üstün altı (B Sosyo-Ekonomik Statü): Yeni zengin olan bu grup, özel sektör yöneticileri, gazeteci, yazar, kamu üst düzey yöneticileri ve orta-büyük esnaftan oluşmaktadır. Bu grubun özellikleri şunlardır;

  • En üstt sınıf tarafından kabul edilmemiştir.
  • Yeni varlıkları, değerleri temsil ederler.
  • Başarılırı yöneticiler örnek verilebilir.
  • Yeni varlıkları gösteriş amaçlı kullanırlar.
  • Büyük alışveriş merkezlerinde alışveriş etmeyi severler.
  • Tatillerini genelde yazlıklarında ve tatil köylerinde geçirirler.
  • Laik ve batıya yönelik değerlere sahiptirler.
  • Tasarrufları konuta yöneliktir.

3. Ortanın üstü (C1 Sosyo-Ekonomik Statü): Profesyonel meslek sahipleri ve yöneticilerinden oluşan bu grup C2 ile beraber ülke genelinin büyük bir bölümünü oluştururlar. Bu grubun özellikleri şunlardır;

  • Ne aile statüsüne ne de olağanüstü varlığa sahiptirler.
  • Kariyer yönlüdürler.
  • Çoğunlukla üniversite mezunudurlar.
  • Çevrede ve sosyal etkinliklerde aktiftirler.
  • Genç, başarılı, profesyonel ve iş sahibi kişiler örnek verilebilir.
  • Genelde yerli ve ekonomik markaları tercih ederler.

4. Ortanın altı (C2 Sosyo-Ekonomik Statü): Beyaz yakalı çalışanlar (memurlar ve işçiler) ve küçük iş sahiplerinden (esnaf) oluşmaktadır. Bu grubun özellikleri şunlardır;

  • Saygı ve kabul görmeyi arzularlar, iyi vatandaş olarak görülmek isterler.
  • Dine önem verirler ancak dini bir hayat tarzını onaylamazlar.
  • Kazançlarını genelde tüketim yönlü kullanırlar.
  • Ev, araba, tatil sıralamasına önem verirler.
  • Promosyona duyarlıdırlar. Semt pazarları alışveriş mekanlarıdır.

5. Altın üstü (D Sosyo-Ekonomik Statü): Mavi yakalı çalışanlar, kalifiye ve yarı kalifiye işçilerden oluşmaktadır. Bu grubun özellikleri şunlardır;

  • En büyük sosyal sınıftır.
  • Güvenlik içinde olmaya, sigortaya ve sendikaya önem verirler.
  • En büyük hayalleri bir ev satın almaktır.
  • En büyük eğlenceleri televizyondur.
  • Çocuklarının okumaların arzu ederler.

6. Altın altı (E Sosyo-Ekonomik Statü): Kalifiye olmayan işçiler, vücutları ile çalışanlar (tarım işçileri, hamallar vb.), küçük esnaflar ve işsizlerden oluşmaktadır. Gelir ve eğitim seviyesi en düşük olan gruptur. Bu grubun özellikleri şunlardır;

  • Dini inanışları en yüksek olan gruptur.
  • Ucuz ve taksitle satış yapan mağazalara giderler.

SOSYAL SINIFIN PAZARLAMA STRATEJİLERİNDE KULLANIMI

Pazar bölümlemesinde çalışmalarında kullanılan sosyal sınıf kavramı, tüketicinin aşağıda sayılan unsurlarının belirlenmesinde önem kazanmaktadır.

1. Tüketim yapıları,
2. Satın alma tercihleri,
3. Harcama ve tasarruf yapıları,
4. Yaşam tarzları (eğlence, tatil, vb.),
5. Marka bağımlılıkları,
6. Medya alışkanlıkları ve kullanışları,
7. Bilgi elde etme şekli ve kaynakları.

Pazarlama bölümlemesi, tüketici davranışlarının belirlenmesi gibi konularda önem bir unsur olan sosyal sınıf kavramı, pazarlama çalışmalarının önemli bir değişkenidir.

KAYNAKÇA

1. Altunışık, Remzi, Özdemir, Şuayip ve Torlak, Ömer (2001), Modern Pazarlama, Değişim Yayınları, Sakarya.
2. Chaney, David (1999), Yaşam Tarzları, Dost Yayınları, Ankara.
3. Douglas, Mary, Isherwood (1999), Tüketimin Antropolojisi, Dost Yayınları, Ankara.
4. ESOMAR (1997), Standard Demographic Classification, http://www.esomar.com.
5. Kaşıkcı, Ercan (2002), Para-Mosyon, Pazarlamanın 7P’si, Kariyer Yayıncılık, İstanbul.
6. Odabaşı, Yavuz, Barış, Gülfidan (2002), Tüketici Davranışı, MediaCat Yayınları, İstanbul.
7. Oluç, Mehmet (1987), ”Sosyal Sınıflar (Sosyal Katmanların) Pazarlama Açısından Önemi”, Pazarlama Dünyası, İstanbul.

[1] Bu çalışma, SES (Sosyo-Ekonomik Statü) kavramı hakkında genel bir bilgi vermeyi amaçlamaktadır.
[2] Türkiye’deki çalışmalarda genelde meslek, gelir ve eğitim değişkenlerine göre SES belirlenmektedir.
[3] Bazı kaynaklarda; 2′li (alt, üst), 3′lü (alt, orta, üst), 4′lü (alt, alt – orta, üst – orta, üst) kategorilere ayrılmıştır.

Kaynak: Pazarlamadunyasi.com

March 21st, 2009 Posted by Mustafa Duran | , , , , , , , , , | Kavramlarla Pazarlama, Pazarlama | no comments

Pazarlama Yönetimi: Nereden Başlamalı?

Etkin pazarlama
araştırmayla başlar.
Philip Kotler

Hedef tüketici, müşteri ve toplumun istek ve gereksinimlerini tatmin ederek kar sağlayacak pazarlama bileşenlerinin (ürün / hizmet, fiyat, dağıtım ve tutundurma) planlanması, yönetimi ve denetimi çabaları olarak tanımlanın pazarlama, bir çok unsurun birleşmesiyle oluşan geniş bir süreçtir.
Pazarlama konusunda günümüzün en etkin kişilerinden biri olan Kotler, pazarlama yönetimi sürecinin 5 ana kademeden meydana geldiğini ifade etmektedir. Kotler’e göre bu süreç aşağıda belirtilmiştir.

March 21st, 2009 Posted by Mustafa Duran | , , , , , , , , | Pazarlama | no comments