" /> Mustafa Duran

Mustafa Duran

Pazarlama üzerine sayıklamalar…

Koçluk

Koçluk nedir?

İster birey olarak, ister kollektif olarak insanların yaşam sürecindeki en temel fonksiyonları kendileri için çekici bir gelecek resmi belirlemek, ve bu resme doğru etkin bir biçimde ilerlemektir. Hedef koymak, vizyon belirlemek, problem çözümü, stratejiler belirlemek, eylem planları yapmak hep bu iki temel fonksiyon dahilinde değerlendirilebilir. Ancak insanlar, çeşitli nedenlerle bazı durumlarda bu iki fonksiyonu etkin bir biçimde yerine getiremeyebilirler.

Hepimizin kendimizi amaçsız hissettiğimiz, ihtiyaçlarımızı doğru tespit edemediğimiz, belirlediğimiz hedef ve ihtiyaçlara doğru ilerlemek için ne yapmamız gerektiğini kestiremediğimiz, veya ne yapmamız gerektiğini bilip de o gücü ve kaynakları kendimizde göremediğimiz zamanlar vardır. Veya herşey yolundadır, ancak daha hızlı ilerlemek isteriz.

İşte koçluk bu süreci destekleyen bir hizmettir. İçerik olarak bir kişinin veya grubun, kendileri için çekici olan bir gelecek resmi belirlemeleri ve/veya bu gelecek resmine doğru etkin bir şekilde ilerlemeleri sürecini desteklemek ve kolaylaştırmak amacını taşıyan bir danışmanlık hizmetidir.

Koç kime denir? Bir koçun taşıması gereken özellikler nelerdir?

Koç, yukarıda verilen tanımda belirtilen hizmeti icra eden kişidir. Yani koçlar, danışanlarının net gelecek resimleri belirlemelerine ve bu gelecek resmine doğru etkin bir biçimde ilerlemelerine destek olurlar. Bunu yaparken danışanlarının ulaşmak istedikleri gelecek resmi bağlamında etkin ve etkin olmayan davranışlarının, düşünüşlerinin ve tutumlarının farkına varıp bunları etkin davranış, düşünüş ve tutumlarla değiştirmelerine yardımcı olurlar. Yani aslında danışanlarını hedeflerine taşımak yerine, kendilerini hedefe taşıyacak kaynakları ve becerileri edinmelerine destek olurlar. Bu açıdan koçluk, bir performans desteğinden çok, bir öğrenme deneyimidir.

Koçluk mesleğine soyunan kişilerin de doğal olarak bu hizmeti verebilecek ve bu öğrenme sürecini destekleyecek alt yapıya sahip olması önemlidir. Bu altyapıyı oluşturan en önemli öğeler şunlar:

  • Mesleki eğitim: Dünyada şu anda koç yetiştiren bir çok kurum var. Ancak bunların eğitim kaliteleri tartışma görütür bir konu. Bu konuda söz sahibi olan kurumlardan biri Uluslararası Koçlar Federasyonu (ICF). Bu kurum tarafından onaylı eğitim kurumlarından birinin programını bitirmiş olmak, minimum koşul olarak kabul edilebilir. Ayrıca en başarılı koçlara baktığımızda hemen hemen hepsinin koçluk meslek eğitimi dışında müspet bilimler veya sosyal bilimler alanlarından (mühendislik, ekonomi, psikoloji, işletme, vb.) birinde veya birden fazlasında ciddi bir akademik eğitimleri olduğunu da görüyoruz.
  • Tecrübe: Koçluk, üniversiteden mezun olur olmaz yapılacak bir meslek değil. Hizmet verdiğimiz danışanlar, yaşamlarında belirli dönüm noktalarında desteğe ihtiyaç duydukları için karşımıza geliyorlar ve çoğu da mesleki ve özel yaşamlarının belli bir noktasına gelmiş kişiler. Bu açıdan kendilerinin içinde bulunduğu durumu anlayabileceklerine inandıkları ve kendilerine yol gösterme konusunda güven duyabilecekleri, aynı dili konuşan bir kişi ile çalışmaları önemli. Bu açıdan koçluk genellikle ikinci kariyer olarak icra edilen bir meslek.
  • Koçun kendi gelişim yolculuğu: Koçluk, ve bir başkasına destek vermeyi içeren her meslek, gerçekten hizmeti verenin kendi zayıf ve güçlü yanlarını, gelişmiş ve gelişmemiş taraflarını bütün çıplaklığı ile ortaya koyar. Bu açıdan iyi bir koç, hiç bitmeyen bir gelişim süreci olan kişidir.

Ülkemizde bireysel ve kurumsal koçluğu genelde kimler tercih ediyor?

Bireysel ve kurumsal koçluktan bahsetmeden önce bu iki kavramı tanımlamakta fayda var: Bireysel koçluk ilişkisi, hizmetin bedelinin danışan tarafından ödendiği ve çalışma konusunun tamamen danışan tarafından belirlendiği çalışmalardır. Kurumsal koçluk çalışmalarında ise danışmanlık ücretinin tamamı veya büyük bölümü, danışanın çalıştığı kuruluş tarafından ödenir ve çalışma hedefleri kurum ve danışan tarafından ortaklaşa belirlenir. Bu çalışmalarda her zaman arka plandaki amaç, koçluğu alan kişinin veya grubun etkinliğini arttırmak, sonucunda da kurumun maddi ve manevi sonuçlarına katkıda bulunmaktır.

Ülkemizde ve dünyada bireysel koçluğun birincil satın alıcılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yaratıcı, her zaman gelişim içinde olmayı bir ihtiyaç olarak gören, zeki, enerji dolu bireyler,
  • Girişimci, projeleri olan, bu projelerini gerçekleştirmek isteyen kişiler,
  • Yaşamlarında belli hedeflerine ulaşmış, ancak ulaştıkları noktadan belirli nedenlerle memnun olmayan ve değişiklik yapmak isteyen kişiler,
  • Mesleki veya özel yaşamlarında bir üst seviyeye geçen ve bu geçişi en iyi şekilde yapmak isteyen kişiler,
  • Bir değişim sürecinde olan veya bu sürece girmek isteyen kişiler.

Bireysel koçluk müşterileri demografik olarak orta ve orta – üst gelir diliminden, yüksek eğitimli, büyük şehilerlerde yaşayan yukarı doğru hareketli erkek ve kadınlar arasından daha çok çıkmakta.

Kurumsal koçluk, müşterileri ise daha çok kurumların üst düzey yöneticileri, yönetim takımları, kurumların yatırım yapmak istediği yetenekli genç yöneticiler ve yeni yükselmiş veya kuruma gelmiş tepe yöneticiler. Ülkemizde koçluktan ulusal ve uluslararası büyük ölçekli firmalar kadar orta ve küçük ölçekli firmalar da faydalanabiliyor.


Bireysel koçluğun kişiye katkıları nelerdir?

Gestalt Institute Of Cleveland’ın Kurumsal Ve Sistemsel Gelişim Merkezi’nin temel yaklaşımının altında şöyle bir varsayım yatmaktadır: Birbirleri ile benzer kaynak ve yetkinliklere sahip iki birey veya kurumdan birinin öne geçmesinin temel nedeni, bu kurumun diğerine göre sahip olduğu iç ve dış ortamları tarayabilme, topladığı bilgiden anlam çıkarma, ve istenilen hedeflere doğru ilerlemek için etkin biçimde yanıt verebilme yetkinliklerinin daha gelişmiş olmasıdır.

Bireysel koçluk sadece bireyin çalışma konusu olan hedeflerine ulaşmasına veya mevcut sorunlarını çözmesine destek olmaz. Bunu yaparken koçu, danışanının başka durumlara ve hedeflere de taşınabilecek yeni davranış ve düşünüş biçimleri geliştirmesi için çalışır. Yani koçluk sadece bir hedefe ulaşma desteği değil, hedefe ve amaçlara taşıyan yeni tutum, düşünüş ve davranışların araştırıldığı, keşfedildiği ve öğrenildiği bir çalışmadır.  Ancak öğrenme bununla da bitmez. Koçluğun asıl faydası öğrenmeyi öğrenmektir. Bir koçla çalışan kişiler, bu süreç içinde öğrenme için gerekli olan kendi kendini,  davranışlarını ve sonuçlarını sorgulamayı ve bundan ders çıkarıp yeni tercihler yaratabilmeyi öğrenir.

Kanada’da yayımlanan Ivey Business Journal’ın Mayıs/Haziran 2006 sayısında Christine Turner imzası ile yayımlanan araştırmaya göre, koçluk hizmetinden yararlanan tepe yöneticiler, koçluğun faydalarını şöyle sıralıyor:

  • Sürekli birebir ilgi,
  • Meraklı bir kurum dışı kişi ile dialog içinde olmanın sonucu daha  geniş düşünebilmek,
  • Kör noktaları da içeren öz farkındalık,
  • Gelişim için kişisel sorumluluk,
  • Tam-zamanında (Just-In-Time) öğrenmek.

Kurumsal koçluğun kuruma katkıları nelerdir?

Kurum çatısı altında gerçekleştirilen koçluk çalışmalarının yukarıdaki maddede bahsedilen bireysel getirileri yanında kuruma da çok ciddi faydaları olabilir. Ancak her koçluk çalışması, amaçlanan faydalara göre tasarlanacağı için, bu faydalar kurumdan kuruma ve çalışmadan çalışmaya değişebilir. Örneğin bir koçluk çalışması kuruma şu katkıları sağlayabilir:

  • Artan üretkenlik
  • Yetenekli liderlerin kurumda tutulması
  • Yönetim kalitesinde yükselme
  • İş sonuçlarının iyileşmesi
  • Artan takım çalışması ve iletişim
  • Artan çalışan memnuniyeti
  • Artan müşteri memnuniyeti
  • Azalan çatışmalar

Koçluk hizmeti süreci nasıl işler?

Koçluk çalışması, özellikle kurum çatısı altında gerçekleşenler bir kaç aşamadan oluşur:

  • Öncelikle çalışma hedeflerinin belirlenmesi ve üzerinde mutabık kalınması. Bu aşamada danışan ve koç, ve eğer kurumsal bir çalışmaysa danışanın kurumu beraberce çalışarak çalışma hedeflerini belirlerler.
  • Veri toplama:  Özellikle kurumsal çalışmalarda önemli olan bu aşamada, çeşitli anketler, 360 değerlendirmeler, kişilik envanterleri gibi enstrumanlar kullanılarak danışan hakkında veri toplanır.
  • Kişisel gelişim raporu ve geri bildirim: Bu toplanan veriler, koçu tarafından danışanla paylaşılır, güçlü yanları ve geliştirmesi gerken yanlar belirlenir, istenen hedeflere ulaşabilmesi için gerekli çalışma ve gelişim planı beraberce hazırlanır.
  • Koçluk çalışması: Koç ve danışanı daha sonra düzenli görüşmeler ile bu hedeflere doğru gelişim planı dahilinde çalışırlar. Bu görüşmeler genellikle haftalık veya iki haftada bir gerçekleşir. Görüşme aralarında da danışan koçuna telefonla veya e-maille ulaşarak destek alabilir. Böyle bir çalışma hedeflere göre 3 ay ile 1 yıl arasında sürebilir.

Hazırlayan
Dost Can DENİZ

www.marefidelis.com

Kaynak: Pazarlamadünyası.com

Not: “Koçluk” kavramı ile ilgilenenler İlgi Coaching ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz Koçluk Nasıl Algılanıyor?başlıklı araştırmamızı inceleyebilir.

23.09.2010    Gönderen Mustafa Duran | , , , , , , , , | Kişisel Gelişim | yorumsuz

Kendi Markanız Olun

“Kendi Markanız Olun” isimli kitap; kişisel bir kaynak olarak bireylere düşüncelerini ve davranışlarını profesyonel ve kişisel yaşamlarının her alanında önemli ve farklı ilişkiler kurmalarına, iş kaynağı olarak ise çalışanların kurumlarının marka stratejilerin daha iyi anlamasına ve davranışlarını bununla daha etkili bir uyum içine sokmasına yardım ediyor.

David McNally & Karl D. Speak tarafından yazılan kitap; ilk olarak marka kavramını ele alarak güçlü bir markanın nasıl sistemli bir şekilde edilip yönetileceğini ele alıyor. Sonrasında  marka yönetiminin temel ilkelerinin kişisel uygulamaları ve şirketlerin temel misyonlarından kopmadan markalarını dönüştürdükleriyle ilgili ayrıntılar sunuluyor. Son olarak ise bu marka yönetim tekniklerinin sizin kendi kişisel ve profesyonel ilişkilerinize nasıl uygulanacağını ele alıyor.

Değerleri netleştirmek, anlamak ve onlara göre hareket etmenin güçlü bir kişisel marka yaratmanın temel öğelerinden biri olduğunu ön plana çıkarak kitap; kişisel markayı; “yeterlilikler”, “standartlar” ve “stil”den oluşan üç boyutlu bir modelde değerlendiriyor. Kişisel markanın bu model çerçevesinde oluşturulma sürecinde “farklı”, “alakalı” ve “tutarlı” olma gerekliliği de kitapta ayrıntılı olarak okuyucuya sunuluyor.

Kitaptan İnciler…

  • Marka bir ilişkidir. Bir açıklama değil. Yansıtılan imaj, renkli ambalaj, çekici sloganlar veya yapay bir madde katarak içindeki şeyin gerçek doğasını saklamak değildir.
  • Başarı, dünyanın sizin için tanımlayabileceği bir şey değildir. Sizin değer ve isteklerinize bağlı olarak tanımladığınız şeydir.
  • Herkesin zaten markası vardır. Markanız –yaptığınız şeylerle ve bunları yapma şeklinizle açık olarak dışa vurduğunuz- kim olduğunuz ve neye inandığınızın bir yansımasıdır.
  • İnsanların güçlü bir şekilde bizim kişisel markamıza bağlanabilmesi için akılları kadar kalpleri de işin içinde olmak zorundadır. Nitelik ve nicelik ölçüleri ne kadar olumlu olursa, ilişki o kadar güçlü olacaktır.
  • Farklı olmanın ne anlama geldiğini doğru olarak anlamak, sadece değişik olmaktan çok daha fazlasını gerektirdiğini öğrenmektir.
  • Alaka oluşturmak “geriye doğru düşünmek” dediğimiz bir yeteneği gerektirir. Diğerleri için değerli görülmek istiyorsanız, dünyanızdan onların dünyasına geçmelisiniz.
  • Bir ilişkide tutarlılık davranışın güvenilir olmasıyla oluşturulur. Eğer tutarlı bir şekilde güvenilir davranışlar tecrübe ederlerse insanlar zamanla size güvenebileceklerini öğrenirler.
  • Güçlü bir kişisel marka oluşturmak için işe, sahip olmayı planladığınız anahtar ilişkilerin doğasını tanımlayarak başlayın.
  • Stil, markanızın kişiliğidir. Bu, standartlarınızın daha nesnel özelliklerinin öznel karşıtıdır, sizi başka bir kişinin nezdinde özel olarak siz yapan parçadır.
  • Güçlü bir marka olmanın herkese hitap etme anlamına gelmediğini anlamak önemlidir ve hatta belki biraz rahatlatıcıdır.
  • Kim olduğunuza ve ne tür ilişkilerin sizin için önemli olduğuna karar verirseniz, daha sonra bu vizyona ve değerlere uygun olarak davranırsanız kendinize karşı daha dürüst olursunuz.

Kimler Okumalı?…

“Kendi Markanız Olun” isimli kitabı; kişisel markanın sadece imaja dayalı bir kavramdan öte kişinin kendi değerleri ve bu değerler çerçevesinde oluşturduğu davranış bütünlüğünü de içine alan derin bir kavram olduğunu anlamak isteyen ve kişisel gelişimine önem veren herkesin okumasında yarar var.

Ayrıca genel olarak marka kavramını ve işleyişini anlamak isteyenler için de yararlı bir kaynak.

Bu Kitapla Beraber Ne Okuyalım?…

Kaynak: Pazarlamadünyası.com

29.08.2010    Gönderen Mustafa Duran | , , , , , | Kitaplar, Kişisel Gelişim, Marka | 1 yorum

Kişisel Marka

Kişisel markaKişisel marka nedir?

Kişisel marka, kişinin yaşamda sahip olduğu her şeyle; özü, sözü, imajı ile hedef kitlesine/müşterisine/çevresine verdiği mesaj, yarattığı algı, benzersiz yanlarını ortaya çıkaran fark, kendine, işine ve ilişkilerine kattığı değerlere dayalı bir kimlik tanımlamasıdır. Kişisel marka, kişinin kendine biçtiği değerdir ve başkalarının, yani hedef kitlesinin kişinin değerini anlamasını kolaylaştırır.

Kişisel marka olmak; istediğiniz kendiniz olmayı başarmak ve bunu profesyonel yaşamınıza aktarmayı başarmak diyebiliriz.

Kişisel marka günümüze ait bir kavramdır ve bizi geleceğe taşıyacaktır. Görünürlük, ulaşılabilirlik hızla artarken, kişiselleşirken ve kolaylaşırken önemi daha da artacak. Gelecek için çalışmaktır, kişisel marka. Sosyal medyanın güçlenmesini, kişilerin kendilerini daha görünür yapma istekleri de sağlamaktadır.

Kişisel markanın bileşenleri nelerdir? Kişinin sahip olması gereken özellikler nelerdir?

Kişisel marka olmak için “BEN”i iyi tanımak, net tanımlamak ve “BEN”i en anlaşılır ve iz bırakan şekilde sunmak gerekiyor. Kurum/ürün marka çalışması ile benzerlik taşısa da çok farklı değerler taşımaktadır. Kişi ve hedef kitlesi markanın bileşenlerini oluşturuyor. Kişilik özellikleri, kişinin kendisi ile ilgili inançları ve değerleri “BEN”i nasıl tanımlayacağımızı ortaya çıkartıyor.

20.01.2010    Gönderen Mustafa Duran | , , , | Kişisel Gelişim, Marka, Pazarlama | yorumsuz

Kişisel İmaj

kişisel imajKişisel imaj nedir?

Kişisel imaj kısaca başkalarının zihnindeki biziz. Her hangi bir ortamda birisiyle tanıştığımız zaman bilinçaltımızdaki kalıplaşmış örneklere (stereotype) dayanarak karşımızdaki kişi hakkında bir takım yargılara varırız. O kişinin kıyafetleri, tavırları, konuşma tarzı, duruşu ve gördüğümüz duyduğumuz herhangi bir şey bilinçaltına attığımız bilgilerden birini tetikleyerek otomatik tepki mekanizmamızı çalıştırır. 30 saniye gibi kısa bir zaman aralığı içinde o kişi ile ilgili izlenimlerimizi oluşturur, yargıya varırız.
İşte kişisel imaj bu ilk izlenimlerle başlayan, olumlu ve tutarlı bir şekilde devam edip daha da perçinlenen zihinsel resim ve bize karşı nasıl bir davranış sergileyeceklerini belirleyen görünüşümüz ve davranışlarımızın da toplamıdır.

Kişisel imajın bileşenleri nelerdir?

Geçmişte kişisel imaj sadece kılık kıyafet, beden dili ve sosyal etiket/iş etiketinden ibaretti. Ancak günümüzde yeni oluşan “Bütünleşik İmaj” kavramında bunlara ek olarak doğru ve etkili konuşma, birebir iletişim ve topluluğa hitabetin yanı sıra yönetsel yetkinlikler de bulunmakta. Çevremizdekilere vermek istediğimiz mesajları iletebilmek için kullandığımız her tür araç bizim imajımızın bir parçasıdır.
Düşünün ki bir yönetici dış görünüşüyle, tavırlarıyla son derece profesyonel bir duruş sergiliyor. Ancak her toplantıya geç geliyor, öncelik yönetimini doğru yapamıyor. Bu kişinin iyi bir profesyonel imaja sahip olduğunu söyleyemeyiz.
Kişisel imajın kendimizi ifade ve iletişim aracımız olduğunu düşünecek olursak, bu amaca hizmet eden her türlü özelliğin kişisel imajın bir bileşeni olduğunu ifade edebiliriz.

Kişisel imaj oluştururken izlenmesi gereken süreçler nelerdir?

Öncelikle imaj yönetiminin amacının kendimizi nasıl gördüğümüz ve diğer insanların bizi nasıl algıladıkları arasındaki farkı belirlemek, tanımlamak ve böylece kendimizle ilgili bazı değişiklikler yaparak başkalarının bizi doğru ve gerçekçi olarak algılamalarını sağlamaktır.
Bu noktadan hareketle ilk adımın kendimizi tanımamız ve vermek istediğimiz mesajı belirlemeniz olduğunu unutmamak gerekiyor. Aslında işin bu aşamasında kendimizi tanımamız, isteklerimizi belirlememiz için kullanabileceğimiz en etkili araç olan koçluk da işin içine giriyor. Böylece içsel gelişiminizi sürdürürken, dışsal değişimimizi de aynı anda, bir ahenk içinde hayata geçirebiliyoruz. İkinci aşama ise bir uzman tarafından güncel imajınız ve kişiler üzerinde bıraktığınız ilk izlenimlerle ilgili bir değerlendirme yapılmasıdır. Bu adım sayesinde aradaki farkı ölçme şansı buluruz. Aradaki farkı yoketmek amacıyla gerekli çalışmalara başlarız.
Kıyafetler, renkler, beden dili, is etiketi, sosyal etiket, birebir konuşma, topluluğa hitabet ve yönetsel yetkinlikler de dahil olmak üzere geliştirilmesi gereken konularda uzman kişilerin desteği alınarak bir kişisel gelişim yolculuğu yaşanır.

Başarılı bir kişisel imajın kişiye katkıları nelerdir?

İnsanlar sizi ilk kez gördüklerinde, sizinle ilgili yargılara varırlar. İlk görünüş, ilk konuşma ve davranışların sizi yansıttığını düşünürler, sizin kişisel özellikleriniz hakında olumlu ya da olumsuz değerlendirmeler yaparlar. Kısaca imajınız, girdiğiniz bir ortamdan ayrıldığınızda insanların aklında olumlu veya olumsuz iz bırakmanızı sağlar. Buna dayanarak karşımızdaki kişi bize güvenip güvenmediğine, hoşlanıp hoşlanmadığına, iş yapıp yapmayacağına karar verir. Özelikle günümüzde iş dünyasında başarı, teknik bilginiz ve yetenekleriniz kadar imajınıza da bağlıdır. Mutlaka iyi bir profesyonel imaja sahip olmanızı gerekir. Kalıcı ve olumlu ilk izlenim; eğitim ve deneyimler eşit olduğu takdirde rakipleriniz arasından seçilmeniz için belirleyici faktördür. İmaj yönetimini en iyi şekilde yaparak kişilerin bizimle ilgili duygu, düşünce ve yargılarını etkileme gücüne sahip olduğumuzu asla unutmamalıyız.
Bir diğer önemli noktada kişisel imaj bizim en önemli iletişim aracımızdır. Kendimizle ilgili vermek istediğimiz her türlü mesajı imajımız aracılığıyla bazen tek kelime bile söylemeden, çok kısa bir süre zarfında karşımızdakilere aktarıyoruz. İyi kullanılan, gerçeği yansıtan bir kişisel imaj sizinle ilgili yanlış anlaşılmaları da önleyecek ve insanların sizi daha iyi ve adil bir şekilde değerlendirmelerine yardımcı olacaktır.
Unutmayalım ki hissettiklerimizle, giyimimizle, makyajımızla, yaşadığımız ya da çalıştığımız mekanlarla bir bütündür ve “bizim” aynamızdır, imaj. O yüzden kendimizi farketmemizi, özgüvenimizin gelişmesini, girdiğimiz ortamlarda ve ilişkilerde “farkındalık” yaratmamızı, kariyerimizi, bireylerle ve kurumlarla ilişkilerimizi geliştirmemizi, kurumumuzun ‘yaşamasını’ sağlayacak en önemli araçtır aynı zamanda.

Başarılı bir kişisel imaj için olmazsa olmazları nelerdir?

Çevremizdekilerin bizimle ilgili düşünceleri bütünselliğe dayanır. Sadece nasıl göründüğümüz değil, nasıl davrandığımız, nasıl konuştuğumuz, beden dilimizi nasıl kullandığımızda verdiğimiz mesajın bir parçasıdır. Bu sebeple öncelik her zaman tutarlı, çelişkisiz olmaya dayanır ki o da ancak gerçek sizi yansıtmanızla mümkündür.
Her insanın eşsiz olduğunu, benzerinin olmadığını kabul edersek, diğer insanlardan farkımız aslında kendimiz olmakta yatıyor. Dış görünümümüzden, yönetsel yetkinliklerimizi uygulamamıza kadar her konuda kendi imzamızı atmamız çok önemlidir. Bu ise kuralların sadece bir çatı olduğunu ve kuralların içinin herkesin kendi kişiliği çerçevesinde doldurması gerektiği gerçeğini kabul etmemiz ile mümkün olur.

Kişisel imaj danışmanı seçerken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?

Öncelikle imaj danışmanı, stil danışmanı, moda danışmanı, tasarımcı gibi Türkiye’de birbirinin yerine kullanılan bu mesleklerin gerçek tanımlarını öğrenmek gerekir. İmaj danışmanı size sadece stiliniz ile ilgili destek vermez, hizmet yelpazesi daha geniştir. Bu bağlamda kesinlikle dikkat edilmesi gereken nokta bu kişinin konu ile ilgili eğitimidir. Türkiye’de bu konuda Uluslararası İmaj Danışmanları Derneği ya da İmaj Danışmanları Federasyonu tarafından akredite edilmiş bir eğitim olmadığı için bu kişinin mutlaka yurt dışında bu eğitimi almış olması gerekmektedir.
İmaj danışmanlığı almak isteyen kişi bir yönetici ise danışmanın yöneticilik deneyiminin olması, sanatçı ise danışmanın bu sektörü çok iyi tanıması gerekmektedir. Çünkü imaj sadece standart dış görünüş değişikliklerinden ibaret değildir. Davranış değişikliğine yol açabilecek ve başarıyı yanında getirebilecek bir danışmanlık süreci, eğitim ve deneyim birlikteliği ile mümkün olur.

Hazırlayan
Rana Özşeker
İmaj ve İletişim Koçu
RNA Danışmanlık
www.rna-tr.com

Kaynak: www.pazarlamadunyasi.com

06.06.2009    Gönderen Mustafa Duran | , , , , | Kişisel Gelişim, Pazarlama | yorumsuz